AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 1 )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SancaR 03
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 955
Nerden Nerden : Eskişehir
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 31/10/08

MesajKonu: DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 1 )   C.tesi Şub. 21, 2009 4:54 pm

DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 1 )


Memleketimiz son yıllarda büyük sıkıntılar ve bunalımlar içine düşmüştür. Kökü dışarda bulunan birçok yabancı ideolojiler ve kışkırtmalar memleketimizin hayatını bulandırmıştır. Bunların başında komünizm, bölgecilik ve mezhep kışkırtıcılığı yer almaktadır. Bunlar, yeryüzünde sürüp gitmekte olan dünya hakimiyet mücadelesinde Türkiye'yi kontrol altına almak isteyen yabancı kuvvetlerin beslediği, geliştirdiği fesat faaliyetleridir. Fakat bunların Türkiye'de yayılabilmesinin, taraftarlar bulmasının asıl sebebi, kendi hatalarımızdır. İnsanların ruhları, gönülleri ve kafaları bir kaba benzer, içini boş bırakmaya gelmez. Boş bırakıldığı takdirde zararlı veya yararlı ne rastgelirse o dolar. Uzun yıllardan beri yetişen gençlerimize ve memleketimizin insanlarına Milliyetçilik şuuru, vatan sevgisi ve milli ülküler verilmesi ihmal edilmiştir. Topluma hizmet aşkı, Türk Devleti'ne sadakat duygusu ve milleti yükseltme inancının aşılanması ihmal edilmiştir. Böylece manevi boşluk içinde kalan insanlarımız yıkıcı ideolojilere farkında olmadan sürüklenme durumunda kalmışlardır. Komünizm gibi zararlı akımlar, bir ideoloji, bir doktrin veya bir yaşama felsefesidir. Bir fikir veya doktrin sert tedbirler veya maddi baskılarla önlenemez. Bir fikir veya İdeoloji ancak kendisinden daha güçlü ve daha üstün başka bir ülkü veya doktrin tarafından karşılanabilir.

Türk milleti için güç kaynağı yalnız Türk Milliyetçiliği ideolojisidir. Bu şuurla doldurularak yetiştirilecek insanların yabancı akımlara kapılmasına imkân yoktur.

Yabancı faaliyetlerle mücadelelerde başlıca üç tedbirin birden bir arada uygulanması gerekmektedir.

1 - Milli ülkü ve Milliyetçilik şuuru vermek, köklü milli eğitim sağlamak.

2 - Süratle sosyal adalet tedbirleri almak ve yoksulluğu, haksızlıkları gidermek.

3 - Kanun tedbirleri almak ve hiç müsamaha göstermeden uygulamak.


Bugün memleketimiz hem milli ülkü ve hem de Milliyetçilik şuuru aşılayan köklü bir milli eğitimden yoksundur. Yurdumuzun içinde bulunduğu bu durumu ustaca sömüren fesatçılara kar­şı sosyal adalet tedbirleri alınmadıkça etkili olunamaz. Hem zaten yurdunu ve milletini seven kişler olarak hepimizin mutluluğunu ve refahını sağlamayı düşünmek zorunluluğundayız.

İşte Milliyetçi Hareket getirmiş olduğu Milli doktrin ile Türkiye'de yeni bir çağı başlatmış oldu. Bu çağ insan sevgisine ve insan haysiyetine karşı sonsuz saygıyı esas alan milli doktrin çağıdır. Her geçen gün davamız, vatandaşlarımız tarafından daha iyi anlaşılmakta ve benimsenmektedir. Çalışmalarımıza heyecanla ve azimle devam edeceğiz.

Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız. Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde büyük Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.




DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 2 )


Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'de yeni bir çağ başlatmış olan partidir. Bu yeni çağ Milliyetçi aksiyon çağıdır. Bu çağ Türkiye'den, "Her şey Türk için, Türk'e göre ve Türk tarafından" Büyük Türkiye idealine dayanan Milli Doktrin çağıdır.

Yeryüzünde devamlı olarak milletler arasında bir savaş, bir mücadele vardır. Her millet kendi toplumunu daha refahlı, daha güçlü ve daha üstün duruma getirmek için, diğer milletlerle yarışmaktadır. Milletler arasındaki bu mücadele çok amansız ve merhametsiz bir mücadeledir. Uyanık olmayan, gerekli çalışma ve kalkınma kabiliyetini göstermeyen milletlerin ayaklar altında kalarak ezilmesi tehlikesi vardır. Geçen yıllarda Avrupa iktisadi işbirliği "OECD" teşkilâtının raporunda Türkiye % 7 bir kalkınma hızı ile kalkındığı takdirde ancak 249 yıl sonra, ileri memleketlerin bugünkü seviyesine ulaşabileceği yazılmıştı. İki hafta kadar önce yetkili bir hükümet üyesinin yaptığı basın toplantısında ise; Türkiye'nin % 6,5 bir kalkınma hızı ile ve nüfus artış hızı da, % 2,6 olduğuna göre, Ortak Pazar ülkelerinin seviyesine ancak 2359 yıl sonra erişebileceğimiz söylenmiştir. Binlerce yıl olarak ifade edilen bu sayıda gerçekleri aşan bir yanlışlık veya mübalağa olması muhtemel bulunmakla beraber, Türkiye'nin geri bırakılmış ve yoksul durumu meydandadır. 1965 yıllarında Türkiye'de fert başına düşen gelir 250 dolar iken, aynı tarihlerde komşumuz Yunanistan'ın da fert başına düşen geliri 250 dolar idi. Bugün Türkiye'nin fert başına düşen milli geliri 220 dolar iken, komşumuz Yunanistan'ın fert başına düşen milli geliri 800 dolara çıkmıştır. Komşumuz Bulgaristan'da ise kişi başına düşen yıllık gelir 750 doları aşmış bulunmaktadır. Ortadoğu'nun ikibuçuk milyon nüfuslu İsrail Devleti ise, milli gelir yönünden milletler arası sınıflandırmada ikinci derecede zengin memleketler arasındadır.

İsrail ayrıca büyük bir savaş sanayiini de kurmuş ve geliştirmektedir. Bu memleketın hükümet yetkililerinin demeçlerine göre, dört yıl sonra mermiden savaş uçağına ve füzeye kadar bütün savaş araç ve gereçlerini üretip, imal edebileceklerdir.


Bu şekilde başdöndürücü bir hızla gelişmekte olan küçük komşulara ilâveten, büyük kuzey komşumuzdaki gelişmeleri de dikkate alınca, bunların ortasında geri bir durumda, yoksul ve zayıf bir halde bulunan Türkiye'nin gelişmemesi nedeni ile dünya kamu oyu önünde yaşama hakkının kabul edileceği tehlikeye girebilir. Bunun için biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak henüz elektrik çağına, hatta buhar çağına bile girememiş bulunan Türkiye'nin olağanüstü bir gayret seferberliği yaparak harekete geçmesini istiyoruz. İleri memleketlerin takip etmiş oldukları normal ve tarihi tekâmül safhalarına tâbi olmaksızın milletimize çağlar üzerinden bir sıçrama yaptırarak Atom, Uzay ve Füze çağına sokmak istiyoruz.

Milletlerin yükselmesi ve güçlü olabilmeleri, herşeyden önce ilim ve teknikte ileriye gidebilmelerine bağlıdır. Bunun için her işten önce dünya çapında yüksek ilim adamları ve teknisyenler kadrosu yetiştirmek için harekete geçmeliyiz. Geniş ilmî çalışmalara imkân verecek bol araştırma laboratuvarları ve ilim kurumlarınr hızla kurmalıyız.

Bir takım cüce ruhlu yaratıklar, bizim bu kurtarıcı düşüncelerimizi anlamaktan acizdirler. Bu sebepten yıllardan beri yalan ve yanlış propaganda ve iftiralarla Miiliyetçi Hareketin milletimiz tarafından anlaşılmasını önlemeğe çalışmaktadırlar. Gerçek demokrasi ve Hürriyet ancak milletimizin cahillikten, geri kalmışlıktan ve yoksulluktan kurtulması ile mümkündür. Hakiki refah ve kuvvet; Milliyetçilik şuuru ile dolu, sağlam ahlâklı ve modern sanayii sahip bir toplum ile yaratılabilir. Güçlü bir millî ekonomi ancak sanayi ve tarımda modern kitlevî çok üretim sağlamakla elde edilebilir. Bunlar olmadan bir Milletin gerçekten hür ve bağımsız olabilmesi mümkün değildir.

Milliyetçi Hareketin mücadelesi her engeli aşarak, Türkiye`yi ilimde, teknikte ve medeniyette en kısa zamanda en yükseğe çıkarma mücadelesidir. Mücadelemizin ruhu; insan sevgisi ve insan haysiyetine sonsuz saygı, her alanda hak ve adalet düşüncesidir. Hem de her güçlüğe rağmen, hak ve adalet düşüncesidir.

Bugüne kadar çok başarılı olduk, başarılarımaz daha çok çoğalacaktır. Büyük Türkiye, Güçlü Türkiye muhakkak olacaktır.


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://osmanlitokadi.turcforumpro.com
SancaR 03
YÖNETİCİ
YÖNETİCİ
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 955
Nerden Nerden : Eskişehir
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 31/10/08

MesajKonu: Geri: DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 1 )   C.tesi Şub. 21, 2009 4:54 pm

DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 3 )


Milletçe çetin ve zor günler yaşamaktayız. Bu çetin ve zor günleri yaşamamıza sebep Türk milletinin ana davalarının ve memleket gerçeklerinin ihmal edilmesidir. Bugün milletimizin büyük çoğunluğu fakirdir, iktisadi imkân ve kaynakları sınırlıdır ve memleketimiz kalkınma hamlesini hızlandıracak, büyük sanayi tesislerinden mahrumdur. Kökü dışarda bulunan yabancı kuvvetler ve ideolojiler Türk milletinin kendi gerçeklerini ya görmesini engellemektedir, ya da görenlere yabancı metod ve rejimler empoze etmeye çalışmaktadır. Bunların hiç biri kurtuluş yolu ve kalkınma çaresi olamaz.

Miliyetçi Harekete katılanlar ve bu ülkünün bayrağını taşıyanlar, hem Türk milletinin ihtiyaçlarını bilmek, hem de memleket gerçeklerini görmek, göstermekle görevlidir. Çünkü, Milliyetçi Hareket, Türk milletinin geri kalmışlıktan, yoksulluktan kurtarılmasının ve medeni ülkelerin ön safına ulaştırılmasının mücadelesi ve bu mücadelenin adıdır. Miliyetçi Hareketin asıl gayesi, Türk milletini refaha ve huzura kavuşturmak ve bunlar kadar önemlisi de teknikte, ilimde güçlü kılmaktır.

Bugün Türk vatanının ve Türk milletinin en büyük düşmanı komünizmdir, dedim. Ve komünizm, Milliyetçi Hareketin de baş düşmanıdır. Kökü dışarıda olan her türlü yabancı ve maksatlı ideolojinin Türkiye'nin ana davalarına çözüm yolu getiremeyeceğini bildiğimiz ve bu görüşe inandığımız için yüzde yüz milli ve yüzde yüz yerli bir doktrini savunuyoruz. Türk milletinin ve Türk vatanının geri kalmışlığına, yoksulluğuna çare bulacak ve milletimizi bugün içerisine düştüğü kötü durumdan kısa zamanda kurtaracak yol bizim savunduğumuz, bizim öngördüğümüz Milliyetçi prensiplerdir.

Türk milletinin ve Türk vatanının en büyük düşmanı komünizmdir, dedim. Bunun en canlı örnekleri son yıllarda ülkemizde başlatılan olaylardır. Üniversitelerimizde başlatılan boykotlar, işgaller, kavgalar, sokağa çıkarılmış banka soygunları, Türk Devleti'nin Askerine, Polisine kurşun sıkmalar ve adam kaçırmalar, işte büyük düşmanın emrine hizmet için yapıldığı milletçe anlaşılmıştır. Biz bunun için komünizmi en büyük tehlike ve düşman ilân ettik.

Türk milletine suikast hazırlamak, geleceğine kastetmek için Üniversitelerimizi, karanlıkta bırakmayı hedef seçmişlerdir.


Bugün bir kısım şahıslar ve çevreler aşırı sollâ, aşırı sağı aynı tehlike paralelinde görmekte ve göstermektedir. Bu yanlış ve zararlı bir tutumdur. Tekrarlıyorum, Türkiye'de tehlike aşırı SOLDADIR. Çünkü, teşkilatlı ve eli silahlı olan aşırı soldur. Milletin öfkesini ve husumetini ikiye bölmekte fayda umanlar milletimize iyilik etmemektedir.

Devletimizin tarihinde hiç görülmemiş olaylar cereyan etmekte ve vatandaşlar can va mal güvenliğinden endişe etmektadir.

Milliyetçi Hareket, Türklüğün parçalanmasına, Türk Vatanının her hangi bir devletin uydusu haline sokulmasına karşı başlatılmış kutsal bir savaştır. Bu savaşımız, devam edecektir. Ve Türk milleti aydınlığa kavuşacaktır. Bu kutsal savaşın sonunda bütün şer ve fesat kuvvetler ezilecektir.

Tekrarlıyorum, Türkiye yabancı memleketleri taklit etmekle kalkınamaz, Türk milleti yabancı ideolojilerle kurtulamaz.


Hedefi gösteriyorum, Türkiye ve Türk milletini kalkındıracak, kurtaracak, güçlü kılacak ve refaha kavuşturacak yol Dokuz Işık yoludur. Doktrinimizin adı da DOKUZ IŞIK'dır.



DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 4 )


Bugün milletimizin en başta gelen derdi, asayiş, emniyet ve hukuk düzenindeki korkunç bozukluklardır. Gün geçmiyor ki birkaç banka soygunu ve adam kaçırma olayı cereyan etmesin. Şehir gerillası namı altında yürütülen bu hareketler aşırı solun yani teşkilâtlanmış komünist tethişçilerinin eseridir. Memleketimizin tarihinde hiçbir zaman bugünkü gibi olaylar görülmemiştir.

Üniversitelerimiz ve Yüksek öğrenim kurumlarımız çoğunlukla kapalı bulunmakta verimli çalışma yapma imkânlarını kaybetmiş görünmektedir. Bunların sebebi de üniversite özerkliğini kendine kalkan yaparak kanlı ihtilâller hazırlamak için faaliyet gösteren aşırı solcu ve azınlık ırkçısı bölgecilerin fesat faaliyetleridir. Bunların gerisinde Türk milletinin düşmanı, yabancı kuvvetlerin bulunduğundan şüphe edilmemelidir. Geri kalmış bir ülke olan memleketimizin kalkınması için yüksek öğrenim kurumlarımız ve üniversitelerimizi sokak politikacılığından uzak kalarak hummalı bir faaliyet göstermelidir. Milletimizin kalkınması için Yüksek Öğrenim yapmış insanlarımızın hızla çoğalması ve millet hizmetine koşulması lâzımdır. Bunun için üniversitelerimizin geceli, gündüzlü öğretim yapmaları gereklidir. Fakat Türkiye'nin kalkınmasını baltalamak için komünist çeteler, işgaller, boykotlar ve diğer çeşitli olaylar çıkararak yüksek öğrenim kurumlarımızın faaliyetine engel olmaktadırlar. Bunlar ellerinde bulundurdukları fakültelerde ve okullarda duvarları Lenin'in, Stalin'in, Mao'nun ve diğer yabancı liderlerin resimleriyle doldurulmaktadırlar. İşin kötüsü milli Devlet hayatımız için büyük tehlike olan bu hareketler ilgili ve sorumlu kişiler tarafından hiç bir tepki görmemektedir. Yöneticilerin büyük suç teşkil eden bu imhâl, uyuşukluk ve görevlerini yerine getirmeme davranışı, Türk milletinin büyük üzüntüsünü ve tepkisini çekmektedir.




DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 5 )


Pek muhterem delegeler,

Sayın misafirler, değerli Basın mensupları,



Milliyetçi Hareket Partisi'nin 10'uncu Büyük Kongresine katılarak şeref lûtfetmiş olmanızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı sunarım. Kongrede alınan kararların, varılan sonuçların milletimize, vatanımıza ve partimize hayırlı uğurlu olmasını dilerim.

Bu sefer görev yüklenmiş bulunan bütün arkadaşlarıma başarılar dilerim. Davamızın isimsiz, iddiasız, fedakâr savaşçıları değerli arkadaşlarım, beni yeniden Genel Başkanlığa seçmek suretiyle göstermiş olduğunuz itimat, teveccüh ve sevgiye şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim.. Daima esirgemediğiniz derin ve samimi vefakârlık destek ve yardımlarınıza lâyık olmak için varlığımın bütün kuvveti ile, gayret göstereceğimi belirtmek isterim. Genel Başkanlık şerefini lûtfettiğiniz bir arkadaşınız olarak Milliyetçi Hareketin, 9 IŞIK'IN çetin müdacelesini hiçbir şeyden yılmadan, çekinmeden devam ettireceğim.


Muhterem Arkadaşlarım,


1969 Şubat ayında Adana'da yapmış olduğumuz olağanüstü kongreden bu yana memleketimizin hal ve geleceğine tesir eden çok büyük olaylar cereyan etti. Bu durumlar içerisinde MiIliyetçi Hareket Partisi daima Türk Devletinin varlığını ve Türk milletinin yüksek menfaatlarını her şeyin üstünde tutarak hareket etmiş ve yıkıcı partizanlığa karşı çıkmıştır.


Aziz Arkadaşlarım,


Milletimizin hızla kalkınması, ilimde, teknikte ve medeniyette en ileriye gitmiş, güçlü bir varlık haline gelmesi zorunluğuyla karşı karşıyayız. Büyük devletlerin dünya üzerinde hakimiyet kurma mücadelesinin yürütüldüğü en önemli bir bölgede yaşamaktayız. Türk topraklarının stratejik, ekonomik değeri çok büyüktür. Çevremizde yaşayan komşu milletlerle kavgalı geçmiş uzun bir tarihimiz vardır. Ve yeryüzünde çok eski çağlardan beri sürüp gelen çok çirkin ve merhametsiz bir kanun; bugün de yürürlükte bulunmaktadır. Bu kanun "Hak kuvvetindir" kanunudur. Türk Milleti binlerce yıllık şerefli yaşayışı boyunca hakka ve adalete inanmış, bağlanmış olmakla beraber bu çirkin ve sevimsiz dünya realitesini değiştirmek elimizde değildir. Çeşitli zenginliklerle ve çok önemli bir bölgede bulunan bu güzel toprakları üzerinde hür ve bağımsız olarak devletimizi devam ettirebilmek için kuvvetli olmağa mecburuz. Haklarımızı koruyabilmek kendimizi saydırabilmek, için kuvvetli olmanın hem de en kısa zamanda kalkınıp yükselmenin yollarını açmağa mecburuz.

Bir millet için kalkınmanın, yükselmenin, refahlı ve güçlü olmanın dayandığı ana temeller su birkaç esastan ibarettir.

Gençliğin ve milletin kuvvetli milliyetçilik duygusu ve gururuyla dolu bulunması, sağlam ahlak ve yüksek bir manevi hayat sahibi olması ilim ve teknikte kültürde en yükseğe çıkmış bulunmasıyla sanayileşmiş olması, gerek tarımda ve gerek sanayide modern kitlevî çok üretim sağlaması gerekmektedir. Fakat bütün kalkınma, yükselme çabalarından önce bir milletin milli birlik ve bütünlük içinde bulunması şarttır.


Muhterem Arkadaşlarım,


Milliyetçi Hareket Partisi Türkiyi'de yeni bir çağ açmış olan partidir. Bölge mezhep ve ırk ayırımını kabul etmeksizin Türk milletinin bölünmez ve kutsal bir bütün olduğu davasının mücadelesini açmış olan partidir. Milyonlarca şehidin kanları pahasına bize atalarımızdan miras kalmış olan Türk vatanının bölünmezliğinin savaşçısı olan bir partidir. Büyük Atalarımızın kutsal emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğünün korunması ve ölümsüz olarak yaşatılması mücadelesinin hareketidir.


Arkadaşlar,


Milliyetçi Hareket yeni bir doğuştur. Başkalarını körü körüne taklit etmek yerine kendi milli benliğimizi koruma ve kurma hareketinin yeniden doğuşudur. Yabancılara avuç açarak yardım dilenmekten kurtulup kendi emeğimize, kendi gayretimize, kendi varlığımıza sığınma iradesinin doğuşudur.


Muhterem Arkadaşlarım;



Şimdiye kadar milletimizin muhtaç olduğu büyük hamleler yapılamamıştır. Çoğunlukla yabancı çevrelerin plânı ve etkisi ile idarecilerimizin ve milletimizin dikkatleri ana davalarımızdan başka taraflara ve kalkınmamızla hiç ilgisi olmayan önemsiz çekişmelere sürüklenmiştir. Son yıllarda yurdumuzda ortaya çıkmış olan sağ-sol, gerici-ilerici ve buna benzer uydurma kışkırtmalarla milletimizin değerli gayretleri, zamanları boşa harcanmış ve memleketin insanları birbiri ile boğuşturulmuştur. Bunların ağır sorumluluğu devletin ve milletin başında bulunan yöneticilerdedir.


Muhterem Arkadaşlarım,


Türkiye tüm tabiat değerleri ve güzellikleri ile eskimolardan yamyamlara kadar bütün dünyanın dikkatini ve arzusunu çeken güzel bir ülkedir. Bir ferdi olmakla daima gurur duyduğumuz, milletimizin de tarih ve insanlık camiası içinde seçkin bir yeri vardır. Bilhassa bugün Türk Milleti iç ve dış tehlikelere karşı varlığını koruyabilmek ve geliştirebilmek için kuvvetli olmak zorundadır. Bu kevvetiyle gücü önce kendi bünyemizde aramalı ve hazırlamalıyız. Anadolu yaylasının jeopolitik direktifini Türk milletinin Büyük ve Kudretli Devlet kurma irade ve kabiliyetini hiç bir zaman hatırdan çıkarmamalıyız.

Unutmayınız ki Türk milleti bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duymaktadır. Birbirimizin kusurlarını aramak yerine, noksanlarımızı gidermeğe ve birbirimize sevgi saygıyla bağlanmaya çalışmalıyız. Müşterek tarih ve müşterek kaderimizle beraber ülkümüz de bugün bize bunu emretmektedir. Asla şüphe etmeyiniz ki her karış toprağı şehit kanı ile yoğrulmuş olan bu güzel ve büyük Vatanın bütünlüğüne yönelen her türlü sömürücü, ayırıcı, kin ve intikam tohumları mutlaka kuruyacak ve kurutulacaktır.


Muhterem Arkadaşlarım,


Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişlliklerinde yaşamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler. Önemle hatırlatmak isterim ki, Türk milleti omuzlarında yalnız kendi kaderini değil, insanlığın da kaderini taşımaktadır. Çünkü Türk milleti insanlığa iyiliği salık vermek, kötülükten vazgeçirmek için yaratılmıştır. Buna en büyük şahit tarihtir. Ne yazık ki insanlığa ışık tutan Büyük Türk Milleti başka milletleri taklit ve kopya etmekten milli varlığında büyük yaraların açılmasına sebep olmuştur.

En geniş anlamda Türk milletine çağırımız şudur;

EY BÜYÜK Türk MILLETİ, KENDİNE DÖN.


Alparslan TürkEŞ

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://osmanlitokadi.turcforumpro.com
 
DOKUZ IŞIK ÜZERİNE KONUŞMALAR ( 1 )
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ~Ya Çok Şanslıyım Ya Da Çok Şanslıyım~
» BEYİN LOBLARININ ÖĞRENMEDEKİ YERİ
» Düzağaç Belediye Başkan Adayı Adnan Coşgun, Afyonhaber.Com'a konuştu.
» Sadece Arkadaştık (13. bölüm geldi)
» Türkler'de 9 Sayısı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: 9 IŞIK-
Buraya geçin: