AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ATALAR KÜLTÜ)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ATALAR KÜLTÜ)   Ptsi Şub. 16, 2009 2:36 pm

ç) Atalar Kültü

Ölmüş büyüklere tâzim, atalara saygı, baba hâkimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak görülmektedir. Bunun sosyal ve iktisadî şartlar dolayısiyle, eski orta ve kuzey Asya kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşünceler Türkler yönünden tarihî kayıtlarla kesinleşiyor. Yukarıda söylendiği gibi, Asya Hunları ilk baharda (18 mayıs) atalarının ruhlarına kurban sunarlardı. Atalara ait hatıraların kutlu sayılması, Türk mezarlarına yapılan tecavüzlerinn ağır şekilde cezalandırılmasından anlaşılıyor. Atilla'nın 2. Balkan seferinin bir nedeni de Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans'ın Margus piskoposu tarafından açılarak soyulması idi. M.Ö. 79 yılında benzer bir tecavüz hadisesi Tan-hu'yu Moğol O-huan'lara karşı savaşa zorlamıştı. Moğolları ve Bizanslıları bu hırsızlık teşebbüslerine sevkeden neden eski Türklerde ölülerin silahları, kıymetli eşyası, bazan tam techizatlı atları, kadınların mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. Böylece öteki dünyada rahat yaşamalarınnı sağlandığı düşünülüyordu. Türkler gibi, atalar kültüne sahip diğer kavimlerde bu inanç, ölen bazı kudretli kimselerin yarıtanrı sayılmasına kadar ileri gitmiş iken (meselâ, eski Yunan'da, Heros'lar) ve bunlar diğer tanrılar için insan kurban edilirken (Hind-Avrupa kavimlerinde ve Sâmi kavimlerinde, Slâvlar'da ve Uzakdoğu kavimlerinde) Türklerde böyle adetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. İbn Fadlan'ın, ölen Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi, hakan ve genellikle Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması zor diğer haberlerin çoğu gibi, doğruluktan uzaktır. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını uyandıracak bazı kayıtların, iyi bir araştırma sonucunda, bu mânaya alınabilmesinde anca zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. Asya Hunları için, Çin yıllıklarındaki ölünün "yakınları tarafından takip edilmesi" ibaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir. Halbuki, kaynak, hiçbir engel bahis konusu değilken, "insan kurbanı"nı açıkca kaydetmediği gibi, eğer gerçekten mevcut ise, bu adetin Hun imparatorluğunda yaşayan zümrelerden hangisine ait olduğu da tasrih edilmiş değildir. Diğer taraftan Attila'nın ölümü ile ilgili olarak Jordanes'in -olaydan yaklaşık 100 yıl sonra- kütle halinde insanların öldürüldüğü hakkındaki haberi de, bu yazarın mensup olduğu sanılan Vizigotlar'da asırlardan beri mevcut insan kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir. Attila'yı gömenlerin, mezarın yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri hususu ise, Türk kültürü telakkilerinin dışında kalan bir keyfiyettir, çünkü, hem bazı milletlerde görülen bu adetin hilafına Türkler mezarlarının üstüne tümsek yaparlar ve hatta taşlar (balballar) dikerlerdi. Gök- Türk menşei efsanenin 2. rivayetindeki mesele ile ilgili hususlar da tamamiyle başka topluluklardan aktarılarak Türk'e mâl edilmiş durumdadır, zira eski Türklerde geyik motifi Ural menşeli olduktan başka, deniz tanrıçası da yoktur. Asya Hun İmparatoru Mo-tun'un, altun kaplattığı Yüe-çi hükümdarının kafa tasını içki kabı olarak kullandığı rivayeti, keza Bulgar hakanı Kurum için benzer bir kayıt, Hind, İranlılarda ve Çin'de mevcut (Tsin devleti zamanında) bir adetin tekrarlandığını göstermektedir. Esasen ilgili kafa tası kültü bir güney kültürü mahsulü olup ("tantrisme") Asya kavimleri arasında Moğollar için "tipik"tir. Türk tarihinde bu hususta inanılır değerde gibi görünen tek haber, bir Çinli generalin "kurban" edilmesidir. Hunlara sığınmış olan ve yurdundan kaçması Çin hükümeti bakımından tehlikeli sayılan bu kumandan gizli görevli bir Çinli wu (rahip) Tan-hu'nun teşviki ile öldürülmüştü. Fakat hemen suç işlediğini anlayan Tan-hu ellerini göğe kaldırarak Tanrıdan af dilemiş ve Tanrı'yı teksin etmek için bir "kutsal mahal" yaptırmıştı. Demek ki, mesele tamamen siyasî olup dinî mahiyette insan "kurban" etme düşüncesine dayanmıyordu. Türkler insan kurban etmedikleri gibi, hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurban adetini kaldırmaya çalışmışlardır (meselâ, Soğd'da). Bütün bu mülahazalardan sonra W. Barthold'u n "Gök-Türkler'de düşman orduları kumandanlarının kurban edildikleri" yolundaki acele tefsirinin yersizliği anlaşılır.

Eski Türklerde kurban olarak hayvan kesilirdi. Hayvan cinsinden de erkekler seçilirdi ("koyundan koç, deveden buğra, attan aygır"). En makbul kurban olan at iskeletine bozkır-Türk kavimlerine ait mezarlarda çok sık rastlanır. Bundan dolayı Asya Hun İmparatorlarına ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (mesela; Altaylar'da Pazırık mevkiinde).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ATALAR KÜLTÜ)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: