AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TABİAT KUVVETLEİRNE İNANMA)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TABİAT KUVVETLEİRNE İNANMA)   Ptsi Şub. 16, 2009 2:34 pm

c) tabiat Kuvvetlerine İnanma

Eski Türkler tabiatte bir takım gizli kuvvetlerin varlığına inanıyorlardı: Dağ, tepe, kaya, vâdi, ırmak, su kaynağı, ağaç, orman, deniz, demir, kılıç, vb. Bunlar aynı zamanda birer ruh idiler. Ayrıca güneş, ay, yıldız, yıldırım, gök gürütüsü, şimşek gibi tanrılar tasavvur edilmiştir. Ruhlar iyi-kötü, yani iyilik seven, fenalık getiren olmak üzere iki guruba ayrılıyordu. Erkek tanrılar yanında birde "Umay" denilen bir tanrıça vardı. Fizikî çevrede görülen tabiat arıza ve hadiselerinin böyle telâkki edilmesi ("Halk inleri") eski Yunan ve roma dahil bütün eski kavimlerde umumîdir, hatta hayat arzı üzerindeki tesirlerine göre bu ruhlar ve tanrılar, çeşitli topluluklarda değişik şekilde önem taşırlar (bu inançların Animizm = ruhçuluk ve Naturizm = tabiatçılık olarak izah tecrübeleri vardır). Asya Hunları ilkbaharda (Mayıs ayında) Lung-çu bölgesinde ve sonbaharda atalara, tabiat tanrılarına kurbanlar keserlerdi. Hükümdar Tan-hu, gündüz güneşe, gece tolun aya tâzim ederdi. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar teşebbüslerinin isabetini ayın ve yıldızların hareketleri ile kontrol ederlerdi. Tabgaçlarda da ilk ve sonbaharlarda atalara kurban sunulur, tapınak makamındaki "taş-ev" içinde kesilen kurbandan sonra, civara kayın ağaçları dikilirdi ki, bunlardan kutlu ormanlar meydana gelirdi. Gök-Türkler kurt-ata mağarasının önünde tanrılara kurban takdim ederlerdi. Avrupa Hunlarında, çoktan kaybolmuş "savaş tanrısı"nın kılıcı bulunarak Atilla'ya teslim edilmiş ve bu, Hun hükümdarınnı dünya hakimiyetine alamet sayılmıştı. Ölüm halinde yas törenleri yapılır, kırda ise, ölü çadırın etrafında süratli atlarla dolaşılır, saç-baş dağıtılır, yüz, kulak bıçakla çizilerek kan akıtıır, ayrıca yemek verilirdi. Bu törenlere "yoğ" deniyordu.

Bizans kaynaklarnını kayıtlarına göre, Türkler ateşe de tazim etmekte idiler. Fakat bunun yalnız Gök-Türkler zamanında ve hatta sadece Batı Gök -Türk bölümünde görülmesinden anlaşılıyor ki, bu, İran Mazdeizmi'nin (Zerdüşt'lüğün) tesiri olup henüz Türkler arasında yayılmış değildi.

Tabiat ruhlarına Gök-Türk çağında, kitabelerde görüldüğü gibi, Yer-su ("yisub")lar deniyordu. Bu tabir "yer-suv" şekliyle Uygurlar'da da vardı. Yer-su'lar kutsal ("ıduk") sayılıyorlardı. Kitabelerde yalnız iki Yer-su'nun adı zikredilmiştir: "Idux Ötükän" ve "Tamıg ıduq baş".
Bunlardan ilki, bilindiği gibi "kaganlık" merkezi (bunun Moğol toprak tanrıçası Ätügän ile bir ilgisi olmamak gerekir, zira Türklerde toprak tanrıçası yoktur, ancak bölge sonraları, Moğollar zamanında böyle itibar edilmiş olabilir), diğeri de kutsal Tamıg (Tamır suyunun) kaynağıdır. Aslî Türk kültüründe bütün Yer-su'lar maddî değil (Kimekler'in nehirlere "secde" ettiklerine dair Gardizî'nin kaydı, eğer doğru ise, bunun menşei yakın komşuları olan Fin-Ugorlar'da aranmalıdır), manevî kuvvet olarak tasavvur edildiklerinden, kendileri ile ilgili mitolojiler teşekkül etmemiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TABİAT KUVVETLEİRNE İNANMA)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: