AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ŞAMANLIK MESELESİ)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ŞAMANLIK MESELESİ)   Ptsi Şub. 16, 2009 2:31 pm

b) Şamanlık Meselesi

Bozkırlar sahasındaki dini inançların Şamanlığa bağlanması adet haline gelmiştir. Eski Türk inancının şamanlık olduğu kanaati geçen asrın 2. yarısında Orta Asya Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir. Gerçekten bilhassa Yakutlarla Altaylılar daha uzun zamandan beri bu inanca bağlı görünmektedir. Ancak buralarda dünyanın ve insanın yaratılışı ile ilgili rivayetlerden hiçbiri Türklerin kendi düşünce mahsulleri olmayıp, çeşitli dinlerden gelen tesirlerin birbirlerine karışmasından meydana çıkmış bir taasvvurlar örgüsüdür. Mesela rivayetlerde zikredilen has isimler, birkaçı dışında, hepsi yabancıdır. Kuday, Kurbustan, Körmüs, Maytere, Mangdaşire, Burkan, Matmas vb. Âdem - Havva ve yasak meyve hikayesini andıran motifler, bazı tâbirler (mesi, tamu = cehennem), kıyamet, tufan rivayetleri de hep böyledir. Mütehassıslarınca belirtildiği üzere, bu Orta Asya dinî gelenekleri başta Budizm olmak üzere Hind, İran, Yunan, Yahûdî efsaneleri ile, belki eski Türk telâkkilerinden bazı kırıntıların da katıldığı, Moğol devrinde peydahlanan bir takım hikayelerin birbiri içine girmesinden teşekül emiş olduğu için bunlardan Altay, Yakut şamanlığındaki asıl tasavvuru, yani Şaman Türkün dinî düşüncesini bulup çıkarmak hemen hemen imkansız görünmektedir.

Şamanlık inancı üzerinde en derin araştırmayı yapmış olan M. Eliade, bütün orta ve kuzey Asya topluluklarında dinî faaliyetlerin hepsinde "icracı" durumunda olmadığı, birçok törenlere, mesela Tanrı'ya kurbanlar sunuluşunda şamanların katılmadığı, hatta her aile reisinin bu işi yapabildiğini, ayrıca, sıhrî dinî hayat şamanlıktan ibaret olmadığından, her sihirbazın da "şaman" sayılmadığını ve şamanlıkta hastalara şifa vericilik esas unsurlardan olmakla beraber, her "medecinman"ın "şaman"lıkla vasıflandırılamayacağını belirttikten sonra, şamanlığı kısaca "extase" (vecd ve istiğrak) tekniği diye tarif eder. Bununla beraber, yine ona öre, dinler tarihinde ve din etnolojisinde görülen çeşitli "extase" hallerinin hepsi de şamanist "extase"a dahil değildir. Şaman, her şeyden önce, kendi özel usulleri vasıtası ile kazandığı "extase" hali içinde, ruhunun, göklere yükselmek veya yer altına inmek ve oralarda gezip dolaşmak üzere, bedeninden ayrıldığını hisseden bir "trans" (aşkın) ustasıdır. bu sırada bir alet durumuna düşmekten uzk, aksine kendisi ruhları hükmü altına alarak ölülerle, şeytanlarla, cin ve perilerle irtibat kurmaya muvaffak olur. Hastalanan (ruhları çalınan) kimselere şifa vermesi, ölülerin isteklerini yerine getirerek zararların önlemesi, insanların dert ve dileklerini arzetmek üzere gökteki ve yer atındaki tanrıların yanına giderek aracılık yapabilmesi böyle mümkün olmaktadır. Bu hususiyetler ile iptidaî topluluk üzerinde korku ve saygı uyandıran şaman, "insan ruhunun mütehassısı" olarak halk kütlesinin maneviyatına nezaret eder. Fakat fonksiyonu, diğer umumî dinî-sıhnî itikadların temsilcileri ölçüsünde şümullü değildir. Ruhun vasıtasız olarak müdahale etmediği hastalık (ruhun kaybolması), ölüm veya bir talihsizlik bahis konusu olmadığı veya bir kurban törenind herhangi bir "extase" tekniğinin (göğe veya yeraltına seyahat) yer almadığı hallerde şaman'a iş düşmez (Şamanlık dünyanın her yerinde, eski çağların bütün kavimler ile iptidaî topluluklarda mevcut bulunmuş ve orta ve kuzey Asya Türk ülkelerine sonradan Asya'nın güney bölgelerinden gelmiştir).

Görülüyor ki, dinden ziyade bir sihir karakteri ortaya koyan ve esasen bir bozkır inanç sistemi olmayan şamanlığın tarihi Türk topluluklarında görülen ve aşağıda bahis konusu edeceğimiz Tanrı ve "yer-su" inançları ile bir ilgisi mevcut değildir. Bu ilginin var olabileceği intibaını uyandıran, Türk din adamı manasındaki "kam" ile "şaman" kelimesinin aynı olduğu yolundaki eski bir iddia da, bizzat "şaman" tabirinin bir Hind-İran dilinde keşfedilmesi ile geçerliliğini kaybetmiştir. Ancak, Türk inancı ile şamanlık arasında hayret edilecek bir intibak hasıl olmuş ve bu bilhassa Türklerdeki atalar kültünün, kartal inancının, demirciliğin ve at kurbanını "şamanik" vasıf kazanmasında dikkati çekmiştir. Esasen şamanlığın en büyük hususiyeti nüfuz ettiği bölge halkının ruh alemine bürünme kaabiliyetidir: "Extase", ruhun gezip dolaşması, tanrılarla irtibat kurması mevzuunda, eski Türk topluluğunun tabiate atfettiği gizli kuvvetleri istismar etmiş, yavaş yavaş gelişerek, ona yeni unsurlar ekleyerek, bütün bir maneviyat alemini belili bir kadro içine almayı başararak, adeta bir din sağlamlığı kazanmıştır. Mamafih bu dıştan tesir yalnız eski Türk dinine mahsus değildir. Din tarihçilerine göre, her dinde bu nev'iden tesirler, birleşmeler yenilenmeler görülmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-ŞAMANLIK MESELESİ)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: