AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TOTEMCİLİK MESELESİ)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TOTEMCİLİK MESELESİ)   Ptsi Şub. 16, 2009 2:28 pm

DİN

Bozkır Türk halkının, sosyal muhteva bakımından daha ziyade siyasî karakterde bir topluluk teşkil ettiğini ve din adamlarının, yerleşik kültürdekilerden, çöl ve orman kavimlerinde görünenin aksine olarak, Türkler arasında önemli rol oynamadığını belirtmiştik. Ancak bu durum eski Türk içtimaî hayatında dinin mevcut olmadığı gibi bir garip mânaya alınmamalıdır.

a) Totemcilik Meselesi

Eski Türklerde totemciliğin var olduğu ileri sürülmüş delil olarak da kurt'un ata tanınması, bu hayvana karşı saygı duyulması başta olmak üzere, 19. yüzyılın 2. yarısında Orta Asya Türkleri arasında tesbit edilen "ata"larla ilgili ve totemcilikteki "şuringa"yı andıran put-fetişler (Altaylılar'da töz'ler, Yukatlar'da tangaralar) vb. gösterilmiştir. (Asya Hunlarında totemcilik izleri, "altun put", Gök-Türklerde keçeden kesilmiş tanrı tasvirleri), Reşîd'üd-din, Câmi üt-Tavarih adlı eserinde (14. asır ilk çeyreği) 24 Oğuz kabilesini sıralarken, her dört kabile için bir kuşu "ongon" (Türkçe uğur ifade eden ong sözünden, totem manasına) olarak belirtmektedir. Ancak bütün bunları eski Türklerde totemcilik inancının mevcut olduğuna dair gerçek deliller olarak kabul etmek zordur. Çünkü totemcilik sadece, bir hayvanı ata tanımaktan ibaret değildir. Bir inanç sistemi olarak onun içtimaî ve hukukî cepheleri de vardır ki, sistemin yaşaması için bu şartların tamam olması gerekir.

Totemcilikte "ana hukuku" câri iken, Türk ailesi esasta, baba hukukunun ağır bastığı "pederi" karekterde idi. Bir klân dini olan totemcilikte mülkiyet ortaklığı olduğu halde, Türklerde özel mülkiyet büyük rol oynuyordu. Totem inancında aynı toteme bağlı olanlar bibirleri ile akraba sayılır. Halbuki Türklerde kan akrabalığı vardır. Totemci klânda "asalak" ekonomi (avcılık ve devşirme) bulunurken, Türk ekonomisi hayvan yetiştiriciliği ve ziraat üzerine kurulu idi. Totemci topluluklarda her klanın ata tanıdığı ayrı bir totemi bulunur. Türklerde ise, bütün bir kavmin kutlu saydığı bir hayvan mevcutur. Totemcilikte, ayrıca yalnız hayvanlar değil, meselâ bir taş parçası, yağmur suyu vb. totem olabilir. Türklerde kurtun saygı görmesi ise, 100 binlerce baş sürülerin otladığı bozkırların korkulu hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir ki, bunun temelinde dinî bir tasavvur keşfetmek zordur. Kurt efsanesinin toplayıcı bir vasfa sahip bulunması, klânları birbirinden ayıran ve onları karşı karşıya koyan totemcilik anlayışna aykırı düşmektedir. Klanda her fert totemin adını taşır. Türklerde her ferdin, her ailenin ayrı adı vardır. Eski Türklerde "kurt-ata"nın yaşadığı yer kabul edilen mağarada belirli törenler tertiplemek geleneği, kurtun vücudu ile değil, mazisi karanlıklara karışmış eski bir hatıranın canlandırılması ile ilgilidir. Nihayet klân, totemcilikte ruhun ölmezliğine inanılmadığı halde, kainatı bile ruhlar dünyası olarak bilen eski Türklerde dinhi inancın temellerinden birini ruhun ebedîliği teşkil eder ve bu nedenle ataların ruhlarına adaklar adanır, kurbanlar kesilir. Yukarıda bahsettiğimiz töz (tös)ler de, ataların timsalleridir.

"Ongon" tabirine gelince, bunda Moğol etkisini sezmek mümkündür. Çünkü bir orman kavmi olan Moğollar, aslında "asalak" ekonomiye bağlı, ailede "ana hukuku"nun hakim olduğu, aynı zamanda, "totem" telâkkisi içinde yaşayan bir topluluk idi. "Ongon" sözünün kökü ong Türkçe olsa bile, tâbir olarak "ongon" Türkçe değildir ve gerçekten de Moğollardan önceki Türk dili belgelerinin hiç birinde (Kitâbeler, Uygurca metinler, DLT) geçmemektedir. Câmi'üt-Tavârih'te Oğuz boylarının "ongon"ları olarak gösterilen kuşlar da, Moğol tesirinden önceki devirlerde aynı Oğuz boyları listesini veren Kaşgarlı Mahmud'un eserinde (burada Reşid'üddin'deki damgalar aynen mevcut olduğu halde) yoktur. (Ongon kuşların yer aldığı Ebû'l-Gazi (17. asır)'nin Şecere-i Terâkime'sinde, Yazıcıoğlu 515. asır)'nun Tarih-i âl-i Selçuk'un da, Reşîd'ül-dîn'den faydalanılıdğı mâlumdur.

Bununla beraber, eski Türklerde "kartal" inancının önemli bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Orta Asyada M.Ö. 2. bin başları olarak tarihlenen Kurat kurganı içinde bir kartal pençesine rastlanmış, Kül-tegin'in bütünde serpuşun ön tarafında kanatları açık bir kartal kabartması yapılmıştır. Bugünkü çeşitli Asya Türk topluluklarında da kartalın önemli yeri dikkat çekicidir. Yuvasını yalçın kayalar üzerine yapan, çok yükseklerde uçan kartalın aynı zamanda avcı kuşlar türünde bulunması, on bir kutsallık izafesine neden teşkil etmiş olabilir ve belki de bu nedenden, ilk ve orta çağlardan itibaren çok yaygın görünen (eski doğu kavimlerinde, İslav devletlerinde, Bizans'da, Batı devlelerinde) ve doğu menşeli olduğu kabul edilen, hakimiyetin timsali kartalın Türk asıldan geldiği ileri sürülmüştür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KÜLTÜR VE TEŞKİLAT (DİN-TOTEMCİLİK MESELESİ)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: