AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNE GENEL BAKIŞ 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TURANCI_DELİTAY
Onursal Üye
Onursal Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 247
Nerden Nerden : ANKARA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 13/02/09

MesajKonu: TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNE GENEL BAKIŞ 2   Paz Şub. 15, 2009 1:52 pm

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNE GENEL BAKIŞ

TMFS'nin başlangıç; şu söylemlerle olmuştur. Dünya fikir ve tarihinde milliyetçilik ilk kez Türklerle başlamıştır.

Mete'nin oğlu Loişang, "Yabancı kültüre girmek demek, onun egemenliğini kabul etmek demektir." ... Öteden beri Hunlar kuvvetliyi takdir eder sabi olmayı hakir görürler. Savaşçı süvari hayatımız sayesinde, adı yabancıları titreten bir millet olduk. Zira, bilirlerki savaşta muharilerin kaderi ölümdür .Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız, diğer kavimlerin efendisi olacaklardır."

Çiçi Yabgu Doğu Asya Hun İmparatoru:
"Çinlilere tabi olmayınız. Çünkü bu, şanlı ve şerefli yaşamı olan cetlerimize karşı yapılması mümkün hiyanetlerin en büyüğüdür. Atalarımız bize en geniş ülkelerle birlikte hürriyet ve istiklal emanet ettiler. Korumakla sorumlu olduğumuz bu emanetleri, adi bir ömür uğruna feda edemeyiz. Hiç bir Türk'ün alnında, esaret damgasını taşımaya tahammül edebileceğini tahmin etmem."

ÇİÇİ YABGU Doğu Asya Hun İmparatoru (vasiyetnamesi) F. HİRT: Alman ilim adamı, "milliyetçilik fikrini devlet siyasetine esas kabul eden ilk devlet adamı ÇİÇİ' dir demiştir.

Kaşgarlı Mahmut: "Gördüm ki. Yüce Tanrı , devlet güneşini Türklerin burçlarında doğurmuş, göklerdeki burçları, onların devletleri çevresinde döndürmüş. Onlara Türk adını kendisi vermiş... Mülk ve saltanatı onlara vererek, onları asrın hükümdarı kılmış. Cihan halkının dizginlerini onların ellerine bırakmış ve onları bütün insanlardan üstün eylemiş. Doğrulukta onlara her zaman yardımcı olmuş, onlara intisap edenleri onların nimetinde bulunanları hep aziz kılmış ve bütün dileklerine erdirmiş kötülerin şerlerinden korumuş."

Hafızasında binlerce hatırasını taşıyan tarih on bin yıllık kültür , medeniyet, fikir mirasına sahip Türk milletine, layık olduğu yeri göstermiştir. Bu yer diğer milletlerin üzerinde bir yerdir. Allahü Teala aşağıda zikredeceği ayeti kerimelerde de gösterdiği gibi. milletleri yaratmış ve bunu yaparken de tıpkı insanlar gibi farklı özelliklerde yaratmıştır . İşte bu farklılığın doğal neticesi olarak eşitsizlik insanlar arasında olduğu gibi milletler arasında da vardır.

Sosyoloji ilminin ispat ettiği gibi milletlerin farklı milli karakterleri yani farklı milli kimlikleri vardır Bu kimi, farklılığı doğal olarak o milletin düşünüş yaşam ve inançları şekillendirmektedir. Türk milleti tarih denilen yanılma bakim önünde kendisini ispat ederek en ulu millet olduğunu kanıtlamıştır.

Yüce Rabbimîz bu büyük millet olma özelliğini Türk milletine nasip etmiştir. Bir insan nasıl sahip olduğu olumlu olumsuz özelliklerini inkar edemezse bir millet de aynı şekilde sahip olduğu olumlu olumsuz niteliklerini ret edemez. Bunu yapmak, aslını inkar etmek, Allah'ın iradesini beğenmemek olur. Bu hususu örneklendirecek olursak şöyle demeliyiz, alimlerin ve ilim adamlarının ibadetlerinin ve ilmi çalışmalarının diğer insanların ibadetlerinden kıymetli olduğu ve Allah katında ayrı bir yere sahip oldukları hadislerle sabittir. "Alimlerin kanı şehitlerin kanından efdaldir. Alîmin uykusu cahilin uyanıklığından İyidir" gibi hadisi serileri hatırlayacaksınız. Şimdi bir şahıs az zeki ise ilim adamı olamayacaktır; buna kapasitesi elvermez. O'nun çapını aşar. Bu şahıs ilim adamı olabilecek kapasiteye sahip biri ile aynı niteliklere sahip olamamasından dolayı alimlik yani ilim adamlığı mertebesine ulaşamayacaktır.

İlim adamının sözü edilen şahıslan yukarıda olduğunu söylersek, yalan söylemiş olmayız, mevcut gerçeği ifade etmiş oluruz. Bunun gibi Türk milleti üstündür demekle o'nu haksız yere yüceltmiş övmüş olmayız var olanı dile getirmiş oluruz. .

Yukarıda söz edilen ayeti kerimelere dönecek olursak, Kur'anı mücüzül beyan şöyle ferman etmektedir.

"Ey insanlar! Doğrusu biz sîzi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir. Her şeyden haberdardır."
Hucurat Suresi 13.Sahife517

Bu ayeti kerimede geçen AREFE TEAREFU'NUN köküdür ve bilmek tanımak, tanışmak anlamına gelir, irfan da bu kelimeden türemiştir yani medeniyet de bu kelimeden türemiştir.

Rum Suresi, 22, ayeti kerime sahife 405.
O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarımızın ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için alınacak dersler vardır.

Maide Suresi 48. ayeti kerime, sahife 115.
"EY ÜMMETLER HER BİRİNİZE bir şeriat ve yol verdik. Allah dileseydi sizleri tek millet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şeriatlerde) sizi denemek için böyle yaptı. Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın."

İbni Mace, Ebu Davut ve İmam Ahmet rivayet etmiştir.

Ebul Fesile, Hz. Muhammed Efendimize yaklaşarak şöyle sordu: Siz asabiyet davası güden, bizden değildir diyorsunuz. İnsanın kavmini sevmesi asabiyet midir? diye sordu. Cevaben: Hayır, hayır, hayır, asabiyet kavmine zulmü üzerinde yardım etmektir. Diye buyurmuştur. Bir kimse kavmini sevmekle kınanamaz... İbni Mace, Ebu Davut ! ... Kişi kavmini sever. ' .... Vatan sevgisi imandandır... Hadisi Şerif...

" Sizin en hayırlınız, kavmini müdafaa edendir, ancak bu yüzden günaha düşmedikçe. "
Hadisi Şerif, Ebu Davut.

Kur'anı Kerim'in ışığı altında şunu kesinlikle söyleyebiliriz ayrı milletler vardır, bu Allah'ın dilemesi ile olmuştur, ayrı milletler ayrı karaktere sahiptir. Bu farklılığını sebebi iyi işlerde yarışmaktır. Biraz önce dediğimiz gibi bu yarışta bayrağı en önde götüren her zaman Türkler olmuştur ve Türkler olacaktır. Bu tarihsel, sosyolojik bir gerçektir. Oğuz Kağan'ın dediği gibi.

"Gök kubbeyi çadır, güneşi tuğ yapmak" yüksek ideali yani mefkuresi ile özetlenebilecek Milliyetçilik fikrini koruyup geliştirdiğimiz takdirde yine Türkler milletler arasında layık olduğu yeri yanı en büyük millet makamını diğer milletlere gösterecektir. ******'ün dediği gibi, "Yüksel Türk, senin için yükselmenin sının yoktur" sözüyle ifade edilen bir ilerlemecilik anlayışı bizde hakimdir. Bizler de atalarımız gibi zoru başaran imkansızı zorlayan biri olmalıyız.

İnsanlığı insanca yaşabileceği bir düzene kavuşturmanın yolunun imanlı Türkün hakimiyetinde olduğunun anlatılması gerekir. Bu gerçeği vurgularcasına Yavuz Sultan Süleyman Han, Pîri Reis'in haritasına bakarak" dünya ne kadar küçük, bir hükümdara bile yetmez. " demiştir.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNİ kavramsal olarak açıklamak ve ilmi analize tabi tutmak lüzumu vardır.

TMFS bir ideolojidir. İdeoloji kavram olarak; bir grup ya da kümeye has birbiriyle sıkıca ilişkili inançlardan, düşüncelerden, tutumlardan oluşan, Düşünce demetidir. Ve bir dünya görüşüdür. Dünya görüşü felsefi görüşten ayrı bir kavramdır. Çünkü dünya görüşünde yüksek amaç için kullanılacak eylem vardır. Bu bağlamda, total dünya görüşü olarak adlandırdığımız ideoloji dünyayı oluşturan nesneleri, kişileri, olayları, eylemleri, toplumu ve bunlar arasındaki ilişkileri oldukça sistematik bir bütünlük içinde açıklayan ve bütün bunlarla yeni bir dünya düzeninin adını koyan görüştür. Bu aşamada ideolojinin bir düşünce, inanç demeti, sistemi olmakla birlikte tüm düşünce ve inançların niçin ideolojik olmadığını açıklamak gerekir. Neden akideler, düşünce akımları, siyasal toplumsal programların ideolojiden ayrı kavramlar olduğunu EDWARD SHİLLS şöyle açıklamıştır;

1. Formülleştirmelerinde açıklık seçiklik özelliği

2.Belirli ahlaksal ve bilişsel inançlar çevresinde sistemli bir bütünleşmeyi amaç edinmiş olup olmaması.

3. Geçmiş ve çağdaş, düşünsel ahlaksal ya da ideolojik modellere yakınlık derecesi.

4. Davranışın sergilenmesinde emredicilik ya da kesinlik derecesi. ...

5. Duygusal yoğunluk ve etkinliğin derecesi

6. Amacı belirtmenin (ifadenin) otoriterlik düzeyi

7. Önerilen inanç sisteminin ve ona uygun toplum modelini gerçekleştirmeyi amaçlayan teşkilatsal birim ve ilişki düzeyidir.

Sosyolojik, psikolojik bir olgu olan ideolojinin doğuşunu hazırlayan sebeplere de değinmek gerekir.

Bunlar; Toplumsal, ekonomik doyumsuzluk,toplumsal tabakalaşmadan kaynaklanan sınırlı ve yanlı görüş ve değerlendirmeler, yerleşik beklentiler, süre gelen toplumsal geleneklerdir.

Türkler ise kısaca: Tutucu ideolojileri, var olan düzeni savunurlar.Düzeltimci ideolojiler, yeni koşullar karşısında var olan değer sisteminde ve onun meşrulaştırdığı kurumsal yapıda yeni koşullara uygun değişiklikler yapılmasını savunan İhtilalci ideolojiler var olan değer sisteminin kökten değiştirilmesini amaçlar. Karşıt ideolojiler ise, yerleşik düzende var olan değerlerle, uygulamalar arasındaki çelişkileri vurgulayarak yerleşik değer sistemine aykırı tutum ve davranışları haklı göstermeye çalışır. Bu bilimsel açıklamaların ışığı altında TMFS'nin düzeltimci bir ideoloji olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİNE GENEL BAKIŞ 2
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DoksanÜç Harbİve Genel Olarak Muhacirlarin Yasadiklari
» "TÜRKÇEMİZİ KORUYALIM" kampanyası hakkında genel bilgilendirme

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: