AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 


Paylaş | 
 

 BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nazlı Hilal_03_26
Yetkili Asena
Yetkili Asena
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 155
Doğum tarihi Doğum tarihi : 17/09/92
Yaş Yaş : 25
Nerden Nerden : Eskişehir
İş/Meslek İş/Meslek : öğrenci
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 03/12/08

MesajKonu: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Cuma Ocak 09, 2009 10:51 am

BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI

Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda…
Ülkücü; İçi alev alev İslam kokan, dışı pırıl pırıl Türklük parlayan, içi dışına hâkim, dışı içine köle alperenlerdir…
Yüce Mevlam canlıları 3 kısma ayırmıştır: Bitkiler, hayvanlar ve insanlar.
Bu canlılardan bitkiler ve hayvanlar yaratıcılarını zikrederken insanlara da hizmet edebilmek için yılmadan yıkılmadan dünden bugüne gelmiş bu günden de yarına gidecek. Onların cennet cehennem diye bir derdi ve telaşesi yok. Kurulmuş ayarlanmış eksiksiz görevlerini yerine getirmektedir. Ne kara ne tufana ne sıcağa aldırmadan rutin işlerini yapmaktalar. Bu canlıların da kendine özgü bakış açıları ve dilleri var. Bir birlerini anlaya biliyor bir birlerine sahip olabiliyorlar.
İnsanoğlu kendi iç dünyasında bir çatışma içerisinde, nereye gittiğinin farkına varmadan bir sağa bir sola yalpalayıp durmakta.
Her adım, bir fikir madeninin üzerinde oturtulmuş, kolaycılığa kaçmakta iç ve dış düşmanların kumanda ettiği bir maymun haline gelmiş, ipler onların ellerinde Hacivat ile Karagöz gibi oynatmakta… Diline, dinine, milletine küfreder durumda… Dizilerimiz de, filmlerimiz de skeçlerimiz de hep böyle olmuş ve böyle de olmaya devam etmekte… Hedeflenen gençlik pornografik, uyuşturucu müptelası, kapkaççı, kaçakçı ve kolay kazanç sağlayacak yolların yolcuları olmuş, fakat bunun bir sonu olduğunu, bu hayasız gidişe bir dur demenin zamanı gelmiştir artık.
Toplumların kendine özgü bir yapısı vardır, bu yapıya anane, töre, kural denmektedir. Törelerine uyan ve kim olduğunun farkına varan milletlerin kurmuş olduğu devletler uzun süre hayatlarını idame ettirmişlerdir ve devam ettirmekteler, bizler de kuralların, törelerin, ananevi yapının elemanları olarak kendimize sahip çıkmalıyız. Sahip çıkma duygusundaki milli duruşumuz, ülkücü, milliyetçi muhafazakâr ve toplumcu imzaların sahibi oluşumuz, çeşitli yükümlülükler getiriyor ve Rasulullah Efendimizin “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadisini örnek almamız gerektiğini gösteriyor.
Bir zamanlar sanal âlemde tanıştığım muhterem bir arkadaşımın güzel düşüncelerinden yararlanırken, millet ve ülkücülük kavramları ortaya atıldı, tabiî ki ben ülkücü olmakla gurur duyan bir Türk neferi olarak görüşlerimi sıraladım. Lakin ne hikmetse benim o değer verdiğim insan bu görüş ve düşünceye karşı çok sinirli ve çok alerjik davrandı. Belki kendi açısından haklı ve karşı tavır sergilemiştir. Bu duruşu beni çok üzdü ve derinden yaraladı. O insanı bu kadar ülkücülere ve milliyetçiliğe düşman eden neydi acaba? Vatan haini desem değil, dış güçlerden beslenen bir ihanet şebekesinin grup üyesi olsa o da değil, neydi acaba? Kendisine sordum, anlatmaya başladı: İki üniversite bitirmiş ve bir de kitabı bulunan bu kişi üniversitedeki biz olmayan bizi görmüş bu hastalıklı beyinlerin ülkücü milliyetçi olduğunu zannetmişti. Ve kafasında ülkücü yapıyı oluşturmuş ve ona göre değer vermişti ama üniversitede ülkücü insanımızın ülkücü kurallara göre hareket ettiğini görse Türk’ün örfünü, İslam’ın ahlakını aldığını ve ülkücü gibi yaşadığını bilse idi acaba öylemi düşünürdü. Hayır.
Ülkücüyüm diyen insanlarımızdan temennim Ülkücü fikrin, merkez olduğunu kavramaları bu merkezin bir kolunun Resuller resulü Hazreti Muhammet Mustafa (S.A.V) Efendimize ve getirdiği Hazreti Kur’an-ı Kerim’e dayandığını bilmeli ve İslam’ın emrettikleri ile amel edip kurallara uymasıdır, diğer yandan Türk’ün örfünü öğrenmeli kavramalı ve o şekilde hayatına idame ettirmeli. Çünkü davamız TÜRK-İSLAM davası, eğer biz buna inanarak yaşamaz isek bizi bilmeyenler bizi gördükleri gibi tanırlar o zaman bize itibar edilmez ve bizi değer olarak görmezler. Bu düşünce ve inanç belki nefsimize ağır gelebilir ama Resulüm “Biz küçük savaştan çıktık büyük savaşa gidiyoruz” dediğinde, sahabeleri “Ya Rasulullah bundan daha büyük savaş mı olur” demişler, fakat âlemlere güneş olarak gönderilen Gönüller Sultanı ise “Evet nefsimizle savaş” demiş. Bizler gönülleri kazanacaksak önce kendimizi kazanmalıyız, kendimizi kazanabilmemiz için de hamlıktan kurtulmak adına pişeceğiz. Pişmek öyle lafla olacak bir kavram olmamalı, öğrendiklerimizi hayatımıza idame ettirmeliyiz.
Üniversitedeki insanından dağdaki çobanına kadar, sokaktaki çocuktan evdeki kadınımıza kadar;
Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda…
Ülkücü; İçi alev alev İslam kokan, dışı pırıl pırıl Türklük parlayan, içi dışına hâkim, dışı içine köle alperenlerdir…
Sözüne güvenilen yanlış hareketlerde bulunmayan…
Ciddiyetini muhafaza eden insanları hafife almayan…
Kendine ve karşısındakine saygılı davranan…
İnsan münasebetlerinde millete ve insanlara hizmet eden, büyüğe saygılı küçüğe şefkatli davranan…
Ağırbaşlı, onurlu, çok konuşmayan, hedefe sabitleşmiş, olaylar karşısında soğukkanlı ve çabuk sinirlenmeyen…
Cesur, ahlaklı, azimli, sözüne ve vazifesine güven duyulan…
Dertlilerle dertleşen, hastalarla ilgilenen…
Vatanına, bayrağına sahip…
Giyimine kuşamına dikkat eden…
Kimsesizlerin kimsesi olan alperenler denmeli.
Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda; Türk insanının örneği, İslam’ın fazileti bu milletin kurtarıcısıdır, makine yapan makinelerin mucididir, iktisadi yapının kurucusu idari yapının yöneticisidir, gelişmekte olan dünyanın önderi, Kızılelma ideali ile idealleşen alperendir, denmeli…
Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda; Vatanına, bayrağına, toprağına taşına âşık, hür yaşamasını seven, azimli, kararlı, çalışkan alperen denmeli
Kadına saygılı, annesine, babasına ve aile efradına sevgili insan denmeli…
Dilini güzel konuşan, İslam tarihini, Türk tarihini, komşularını ve dünyayı tanıyan alperenler denmeli…
İdare de adaletli davranan sorumluluk sahibi alperenler denmeli…
Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda; kendi ayakları üzerinde durabilen ve yeni dünya düzeninde Washington, Londra ya da Brüksel değil, kendi kararlarını kendisi verebilen idealist alperenler denmeli…
Ülkücü Kimdir Diye Sorulduğunda, Hazar petrolü ile Doğu Akdeniz bağlantısında Kafkas politikalarına, yeni dünya düzeninde dünyanın yeniden paylaşılmaya başlandığı şu dönemde adaletsizliğe, çirkefliğe ve sömürüye bir son diyebilecek azimli kararlı alperenler denmeli…
Türk milliyetçisi, Ülkücü gençlik işte senin haritan… Bu tesadüfî bir harita değil sahip çıkmalısın. Sahip çıkmazsan sadece alay konusu olursun, kimse seni değer olarak görmez, kendi içinde kaybolur gidersin. Seni ve milletini başkaları yönetir…
Ben sana ve düşünce yapına inanıyorum ama benim dışımdakilerin de inanmasını istiyorum…
Kısacası bozkurt kardeşim; Bir Bozkurt, Bir Ülkücü sorumluluk sahibi olarak her hareketi, davranışı, oturması, kalkması, konuşması, yaşantısı ve alış-verişi ile Ülkücü hareketin görüntüsü, Türk Milliyetçiliğinin propagandası olacaktır.
Manadan uzaklaşmış, maddenin savaşında acımasızca davranan şu garip günümüz dünyasında bunlar zor işler. Çünkü nefsimiz ve şeytan bizlerle oynuyor, biz ise bunlara alet oluyoruz. Sen istersen bu çileli yolda pişersin, atalarından aldığın örnekle “Ben nurumu tamamlayacağım” diyen ayetteki o nuru tamamlayacak asker olma adımını atmış olursun ve Alp-Eren olursun kardeşim…
Sayın okuyucularım; Alperen Özkan kardeşimizden gelen şu muhteşem şiiri yazımın sonunda sizlerle paylaşmak istiyorum. 12 Eylül yıllarındaki o fırtınalı günleri bana hatırlattı, geçmişin heyecanı sanki geleceğimin oksijeni oldu.
Alperen Özkan kardeşimize o mübarek günlerin muhteşem duygusunu bizlere yaşattığı için teşekkür ediyorum. Kardeşim Alperen sizler doğumunuzdan önceki mücadele yıllarımızı hatırladığınız müddetçe ölmez bu hareket ölmez bu dava...
BİR EYLÜL VAKTİNDE
Bir eylül yağmuru yağarken ayrıldık,
Hasretle özlemle etrafa savrulduk.
Urganlar da karanlığa meydan okuduk.
Karanlık doğarken, gözlerim ağlıyor,
Yüreğim yanıyor,
Bir eylül vaktinde…
Gidişin gitmiyor gözümün önünden,
Son sözün korkuyor ayrılık vaktinden,
Ecelim oldun sen ayrılıp giderken,
Güneşim batıyor,
Bir eylül vaktinde…
Geceler bitmiyor, gündüzler gülmüyor,
Hayatın büyüsü üstümden gitmiyor,
Bu aşkın öyküsü aklımdan çıkmıyor
Gözlerim kan ağlıyor,
Bir eylül vaktinde...
Ey benim sevdiğim eylül dillim, elif gözlüm,
Ben ki seni sevmeye kıyamadım,
Her defasında tutuşup sevdanla yandım, küle döndüm,
Zamansız gurbetinde yavaş yavaş kuruyup
Mecnun bir çöle döndüm…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Genç_Asena
Yetkili Asena
Yetkili Asena
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 292
Nerden Nerden : ÇANNAKKALE/GÖKÇEADA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 04/12/08

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Cuma Ocak 09, 2009 4:18 pm

Çokkkk Çokkk Güzel Ablam Teşekkürler :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nazlı Hilal_03_26
Yetkili Asena
Yetkili Asena
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 155
Doğum tarihi Doğum tarihi : 17/09/92
Yaş Yaş : 25
Nerden Nerden : Eskişehir
İş/Meslek İş/Meslek : öğrenci
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 03/12/08

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Cuma Ocak 09, 2009 4:20 pm

rica ederim :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Genç_Asena
Yetkili Asena
Yetkili Asena
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 292
Nerden Nerden : ÇANNAKKALE/GÖKÇEADA
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 04/12/08

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Salı Ocak 20, 2009 9:08 am

:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
KÜRŞAT TÜRK
BalaKurt
BalaKurt


Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 50
Nerden Nerden : TURAN CUMHURİYETİ
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Salı Şub. 10, 2009 3:04 pm

ÜLKÜCÜLÜK BEN DEMEKTEN VAZGEÇİP KENDİNİ IRKINA ADAMAKTIR
TIPKI KIRK YİĞİDİM KIRK GÖKBÖRİ MİSALİ
ÜLKÜCÜLÜK İLERİ ATILIP BİR DAHA GERİ DÖNMEMEKTİR...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
KÜRŞAT TÜRK
BalaKurt
BalaKurt


Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 50
Nerden Nerden : TURAN CUMHURİYETİ
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Salı Şub. 10, 2009 3:06 pm

TÜRKÇÜLÜK
Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre mensup¬tuk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime, yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifâde olunamaz. Zaten başka milletlerin Türk'ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezâkete, çıkara, siyâsî zaruretlere işarettir. Türk'ü gerçek olarak, Türk’ten başkası sevmez.
Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin mânevi gıdasıdır. Ülküsün milletlerin en talihlisi dahi silik ve sönük kalmaya mahkûmdur. Eğer bu millet talihli de değilse, onun sonucu yenilmek, ezilmek, hattâ yok olmaktır.
Ülküler, gerçekle hayâlin karışmasından doğmuş olan, düne bakarak yarını arayan, milletle¬re hız veren ve uğrunda ölünen büyük dileklerdir. Milletler, ölebildikleri kadar yasama hakkına sahiptirler.
Türkçülük, büyük Türkelin de, Türk uruğunun kayıtsız şartsız hakimiyeti ve bağımsızlığı ile Türklüğün hor yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.

Bu ülkü, geçmişte, birkaç kere gerçekleşmişti. Büyük Türkçülük ülküsü ve inana ile yetişen gençlik sayesinde yarın yeniden gerçek olacaktır.
Türkçülük, dün bir kaynaktı; bugün çaydır. Yarın coşkun bir ırmak olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır.
Türkçülük, dört kaynaktan geliyor
1 - Kökü çok eski olan ve Türk urubunun şuuraltında yüzyıllardan beri yaşayan milliyetçilik;
2 - Tanzimat'tan sonra, Avrupa'daki milliyetçiliklere benzeyen halkçı bir hareketin bizde de tatbik olunmasını isteyen milliyetçilik hareketi;
3 - Devletimizin içindeki yabancı unsurların ihaneti dolayısıyla doğan tepki;
4 • Türklerin 200 yıldan beri çektikleri büyük
sıkıntılar.
Bu dört kaynaktan gelen düşünceler birbiriyle kaynaşıp yoğrularak bugünkü Türkçülük ortaya çıkmıştır. Türkler, Türkçülük ile güçlenecek, kurtulacak, ilerleyecek, yükselecektir.
Bir millet yükselme irâdesini tanımazsa, kendi¬ne güveni olmazsa, başkalarını taklitten başka bir şey yapamazsa, geçmişiyle övünmezse, başkaların¬dan üstün olmak istemezse, ülkü için ölümü göze almazsa, savaştan korkarsa, o millet içinden çürümüş demektir.
Bugün ülküler ve kahramanlar çağında yaşıyoruz. Geçmiş haklara dayanılarak dâvaların Öne atıldığı, hesapların görüldüğü günlerdeyiz. Kan çağlayanları, kılıç şakırtıları ve gülle sesleri içinde yarının neler hazırladığını bilemiyoruz. Bu kasırga arasında, milletlerin yalnız geçmişlerin hatırlayarak millî ülkülerine yapıştıklarını görebiliyoruz.

Geçmişi olmayan, yahut olup da unutan, millî ülküsü bulunmayan devriliyor.
İnsanlığın tarihinde büyük kasırgalar en eskiden zaman zaman gelip geçerdi. Gitgide bu kasırgalar sıklaşıyor. Bu gidişle tarih, ebedi bir kasırgadan ibaret kalacak gibi gözüküyor. Bugün ayakta kalabilmek için eskisi kadar sağlam olmak yetişmiyor. Çok güçlü, çok sağlam, çok sert, çok yürekli olmak gerekiyor. Bunun da bizim için birinci şartı, Türkçülük ülküsüne sıkı sıkıya yapışmaktır. Şaşıran, ürken, sapıtan milletleri, tarih bağışlamıyor.

Türkçülük ülküsü bizden amansız bir görev ahlâkı istiyor. Subay hiç yorulmadan altı saatlik tâlimini yaptırırsa, öğretmen bıkmadan öğreticilik işini yaparsa, memur sinirlenmeden halka kolaylık göstermeye devam ederse, Öğrenci her şeyden önce dersini bellemeye çalışırsa ve bütün görevlerle rütbeler arasına ne caka, ne gösteriş, ne dalkavukluk, ne de ilgisizlik olmadan bir ahenk kurulursa, aşağıdakiler yukarının buyruğunu ukalâlık saymaz, yukarıdakiler de aşağının doğru ihtarlarına kızmazlarsa, bütün karşılıklı islerde, görüşme ve konuşmalarda ne ikiyüzlülüğe kaçan nezâket, ne de kabalığa kaçan sertlik bulunmazsa, görevin biz den istediği şey yapılmış olur.
Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.
Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamladır, Türklük güçlenir.
Türkçülerin ilk işi, görevlerini, arınmış gönül ve inanmış yürek ile sapmaktır.

(Orhun, 10. sayı, 1 Ekim 1943)



TÜRKÇÜLÜK=ÜLKÜCÜLÜK bozkurt
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
KÜRŞAT TÜRK
BalaKurt
BalaKurt


Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 50
Nerden Nerden : TURAN CUMHURİYETİ
Kayıt Tarihi Kayıt Tarihi : 26/01/09

MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   Salı Şub. 10, 2009 3:08 pm

AYRICA ÜLKÜCÜLÜK
ÜÇ HİLALE SAHİP ÇIKMAKTIR...
NİZAMI ALEM İÇİN İLAYI KELİMETULLAH İÇİN YAŞAMAKTIR ÜLKÜCÜLÜK...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
BAŞBUĞ DAN ÜLKÜCÜLÜGÜN TANIMI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ülkücü Forum :: Ülkücülük ve Turan-
Buraya geçin: